27 Ağustos 2010 Cuma

YÜREĞİNİN YÜZÜ NEREDE?


Gerçekler ve  yüzün, aynanın diğer yönünde gizli, alamazsın, bakamazsın, dokunamazsın.
Ne zaman kendine kötü davransan aynanın diğer tarafına geçmeye çalışır ve öbür yüzüne bakmak için can atarsın.
Belki de kendini, seni, diğerlerini anlamaktan korktuğundan zorlayamazsın kapıları. Diğerleri kimlerse hiç bilemedin.
Belki de bilmek mi istemedin ya da onlar mı seni bilmek istemediler...
Yüreğine ağır bir yük gibi geldiğinde nefes alıp kalbinin kanı pompalayamaması, bazen kan gitmeyen ellerinin uyuşukluğunu hissettin, çok üşüdüğün yazın o sıcak terler akıtan güneş altında.

Duygu nedir? Neden bu kadar önemlidir diye sordun geceler boyunca, uykuya hasret gözlerin bir koltukta bükülüp kaldın.
Sabah neden buradayım diye sordun çoğu zaman. Zaman zaman ah o noktalı cümleleri doldurmadan geçen zaman.
Şimdi çok geç olmasa da erkende değil biliyorsun. Kendinle yüzleşme zamanlarına saklanıyorsun


Sırlı kelimeler, kalem, kâğıt, duygu, insan, aşk çaldın. Hiç birini veremedin, vermeyi istemedin.
İstemek ne kadar önemli, elindekileri verirsen belki hiç olacağından korktun.
Bir kutu yapıp en bulunmaz yere sakladın. Seni, beni, onu, herkesi.

Neden bu sıralar harflerin başında oturduğunu biliyor musun? Üç-beş kelimeyle bir dünya çizmek mi?
Çizdiğin dünyada neler olacak, neler sığdıracaksın
Dışarı da güneş kollarını açmış sense bir ağustos böceği tembelliğindesin. Oturduğun yerden sadece seyrediyorsun. Koltuk mu çok rahat, yoksa düşüncelerin mi çok ağır?
Dışarıya çıkıp, koşmak isterken delice, seni bağlayan ne?
İpleri veren kim? neden düğümleri sıkı sıkı atmışlar? Bileklerin acıyor, morarıyor ve parmaklarının uçları uyuşuyor.
Sen beyninin düşünen merkezini uyuşturmak isterken, neden parmakların?


Bugün gözlerini hiç çekmemecesine gökyüzüne baktın. Bulutlardan şekiller yapmaya çalıştın.
Sadece çalıştın ama başaramadın. Baktığın o bir kaç dakika ne kadar uzun geldi gözlerine, gözlerin bulanıklaştı.
Sen içindekilerin bulanıklaşmasını isterken...
İçinde neler var? Neler gizli oralarda ya da aklının hangi odasına koydun sakladıklarını.
Çıkar ve yıka her şeyi. Üzerindekilerle başla...
Sonra bedenini ve en son yüreğini...

Sen yüreğini en son ne zaman yıkadın?


27Ağustos2010

5 Yorum:

  1. behçet necatigil'in dizeleri geldi aklıma...

    Sevgileri yarınlara bıraktınız
    Çekingen, tutuk, saygılı.
    Bütün yakınlarınız
    Sizi yanlış tanıdı.
    Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz)

    Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
    Kalbinizi dolduran duygular
    Kalbinizde kaldı.

    Siz geniş zamanlar umuyordunuz
    Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
    Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
    Geçeceği aklınıza gelmezdi.

    Gizli bahçenizde
    Açan çiçekler vardı.
    Gecelerde ve yalnız.
    Vermeye az buldunuz
    Yahut vaktiniz olmadı.

    YanıtlaSil
  2. Arada cesaret geliyor ama henüz şöyle pirpak yıkayamadım yüreğimi ...

    YanıtlaSil
  3. Mayacım...
    Sevgileri gerçekten yarınlara sakladılar acaba?
    Yada biz gözümüzün ucunumu göremiyoruz...

    YanıtlaSil
  4. Işıl...
    Biliyorum ve hissediyorum ki sen
    yüreği ile görenlerdensin...

    YanıtlaSil
  5. Aynanın iki tarafında olmak. Ne kadar yazık. Arka tarafına geçip tek bakamamak. Aynı pencereden bakıp geçen bulutu görememek ne kadar acı. Ya kendini ertelemiyor, saklamıyor sa ? Ya da kendinde yoksa bunlar.
    Kendim kadar iyi tanığım satır bunlar. Ya haketmeyenleri olur kılma gayretinden bu durumlara geliniyor sa ?
    Sevgiler...

    YanıtlaSil

Hoşgeldiniz...

© 2011 **LEYL**, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena