Cebimde Kızıl Kelimeler

9 Ağustos 2016 Salı

İnsanın Anlam Karmaşası

Herkes kendinden kaçmak istiyor.Kendisi için  çizilen o çizgiden ,o yoldan  gitmek yerine,kimsenin geçmediği bir patika bulmak ve onun götürdüğü yere gitmek  varoluşuna bir kelime bulmak istiyor.
Yeryüzünün geçici zevkleriyle oyalanmak artık ruhunu acıtttığının farkına varıyor.Yüreğindeki  boşluk ve kaygı oluşturan,iz bırakan geçici bir ruh  durumu  içini oyuyor.Yaşamın kendi içinde hayat bulan eksiklik ,yoksulluk  bir devinime değilde ruhta doldurulmayacak bir hiçlik,bir boşluğa  dönüşüveriyor.Sevgili Rousseau'nun dediği gibi "şu anın tükenmez olmasını isterim" diyebileceğimiz dakikalar yok.Yaşamımız baygınlık türünde bir uyku hali...
Yeryüzünde her şey de kesintisiz bir akış halindeymiş gibi...Oysa hiç bir şey kesin bir biçim almadan ilerliyor.İlerleyen bu biçimsiz,anlamsız şeyi bir şekle ve bir biçime sokmak çabasıyla kendimizle savaşıyoruz.Zamanı yazdığımız kelimeler gibi eğip bükebileceğimizi sanıyoruz.Oysa Agustinus "Ölçüp birimlere ayırdığımız zaman, geçişini algıladığımız zaman'dır, oysa zamanın geçip geçmedigini ya da kendisinde zamanın ne olduğunu bilmiyoruz. Zaman öncesiz ve sonrasız bir akıştır, ve bu nedenle biz bu akışın niteliğini, yönelimini, yayılımını, boyutlarını bilmeyiz; gerçek zaman her zaman dışımızda kalır."diyor.O halde  ne zamanın içinde ne de tamamen dışındayız.Çıkmaz bir sokakta öylesine yaşayıp gidiyoruz.Yaşadığımızı sandığımız yer bile yok belki...Biz var mıyız ki ?
Ya da yaşıyoruz diye kendimizi mi kandırıyoruz?Oysa belki de yaşamıyoruz.
Bir ışık kaynağından çıkıp,  aynanın yüzeyine  düşen saydam bir gölge;hiçsiz/hissiz  bir düşüz ...
Düş müyüz?


0 Yorum:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz...

© 2011 **LEYL**, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena