Cebimde Kızıl Kelimeler

8 Mayıs 2016 Pazar

"Kayıp Düşler Kitabı"


Edebiyatın geniş zamanlı ruhu, felsefeyle tamamlanacağını düşündüğüm için Felsefe okumaya karar verdim. Felsefe varlık olarak, insan aklının sınırlarıyla çizilmiş kocaman bir güzellikler ülkesiydi. Bu felsefe ülkesinde yaşamış düşünürlerin çığlık atan cümleleri kulaklarımda uğulduyordu. En çok da Sokrates’ın kendini bir türlü anlatamamanın verdiği ıstıraba şahit oluyordum.
Platon'un mağara alegorisinde olduğu gibi gölgelere bakmaktansa, o gölgeleri oluşturan ışığa doğru gitmek istiyordum.
Yazarken bazen Tanrı'ya karşı suç işlemiş Sisyphos gibi hissediyor, sırtımda koca bir kayayı tam tepeye çıkarmayı başardım dediğimde, kaya tekrar aşağıya düşüyordu. Tekrar yüklenip yukarı çıkarttığımda tekrar aşağıya düşüyordu. Tekrar tekrar...Bu tekrarların beni yıldırmasına izin vermemeli ve yazmaya başladıysam, devamını getirmeliydim.

 Romanımda, kahramanlarımdan önce yedi yıl boyunca bloguma yazdığım cümleler vardı. Hayatımın her anında, o yazdığım cümleler bir fısıltı şeklinde bana seslendiler. Mistik bir yönden yazdığım cümlelerle kendime ulaşmaya çalıştım.

  Bir gün aklımın sakladığı odalardan sesler duymaya başladım. Çok sessiz konuştukları için sadece adlarını duyabilmiştim adı Yaprak’tı. Sonra ötekiler Nisa, Yusuf, Gökçe, Nergis, Çağla.  İki yıl boyunca onların bana seslenmelerini bekledim. Gittiğim her yere onları da yanımda sürükledim. .Ama ben o ilk sahneyi yazmak yerine Yaprak’ın beni çağırmasını, masamın başına oturup sabırla bir kelime bile yazamadan saatlerce bekledim. Bir gün kitaplığımda öylece bana bakan Sylvia Plath’in günlükleri bana seslenmeye başladı.  Yazamadan nasıl ıstırap içinde kıvrandığını anlatan cümlelerini tekrar tekrar okudum. Bu ıstırap ki bir türlü hiç durmuyordu ve beni ele geçirmeye çalışıyordu. Ama romanın kurgusu, nasıl ilerlemem gerektiğiyle ilgili bir belirsizlik içinde yüzüyordum.

Anlatmak istediğim romanın felsefi, psikolojik boyutlarını araştırmaya başladım. Kendimle amansız bir savaşa girdiğimi hissediyordum. Beynimin içindeki savaş bir türlü sona ermiyordu. Ama bir türlü romanın ilk cümleleri ortaya çıkmıyordu. Kaygılanmaya ve yazamamaya başladım. Ne zaman yazmaya başlayacaktım? Bir türlü cevaplarını bilmediğim sorular beynimin içinde dönüp dolaşıyordu. Sinci bir böcek gibi düşüncelerimi   kemiriyordu.
Kimi insanlar romanlarını bu konuda bir mimar edasıyla yazıp, çizip bir şekle sokarlar ya, işte ben onun bir türlü başaramayacak mışım gibi geliyordu. Sonra birden bire romanın ana hatları belirlenmeye başladı.

Bilinçaltım çok karışmıştı. Bu ruh haliyle gerçeğe yakın rüyalar görmeye başladım. Rüyamda gördüğüm resimlerin gerçek olmaması için, kendimi dualar ederken yakalıyordum. Bir gün yazmaya çalıştığım romanı bir tarafa bırakıp kendi kendimle konuşmaya başladım. Konuştuklarımı değil ama sustuklarımı yazmaktan kendimi alıkoyamadığımı hissettim. Günlerce, saatlerce sustuklarım yazmakla bitiremedim ve en yakın dostlarım kelimelerim oldu ve bu roman ortaya çıktı.

Sartre, "bir insan her zaman bir hikâye anlatıcısıdır; kendi hikâyeleriyle çevrili yaşar; başına gelen her şeyi onlar aracılığıyla görür ve hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır" diyor.
Ben de bu romanı yazarken gerçekten yaşadım. Bazı zamanlar ise o yaşadığım hikâyeden çıkamadım.

Siz eğer bir gün yazdıklarımı okursanız, her bir kelimesine dokunun. Ben parmak uçlarımdaki uyuşukluktan hissedeceğim.

Derin sevgilerimle

Dostlar



19 Yorum:

  1. Çok eminim, şahane bir roman çıkmıştır ortaya. Elde eder etmez zevkle okuyacağım.

    Tebrikler. Başarılarının devamını diliyorum :)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Çınarcığım
    Bu güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim.
    sevgimle

    YanıtlaSil
  3. Deeptone'nin blogunda sizi gördüm hemen geldim takip ettim bende beklerim :)

    YanıtlaSil
  4. Hoş geldin o zaman Çağla
    Geleceğim mutlaka :))

    YanıtlaSil
  5. Merhaba deepten geliyoum selam vermeden gitmek istemedim :) bizede beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Destina hoş geldin o zaman...
      Sana geleceğim mutlaka:)
      Sevgimle

      Sil
  6. Hikayelerimizin güzel sürüp, güzel sonlanması dileğiyle diyelim o zaman, sevgiler ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buzlu kalem
      Bloguma hoş geldin.
      Bütün iyi niyetlerimiz hep o yönde canım..
      Sevgimle

      Sil
  7. Bir süredir, galiba kitap yazmak çok kolay herkes içinden geldiğini yazıp bastırıyor, diye düşünüyorum. Ortalık basit ve derinliği olmayan kitaplarla dolu. Belki bazıları yazdıkça pişecektir ama ben belli olgunluğa gelmeden yayınlanmaması gerektiğini düşünüyorum. Gelelim kitabına, gerçekten merak ettim ve okuma isteği duydum. Bu yazını çok beğendim. İfadelerin sığ değil ve yazma sürecindeki hissiyatın çok samimi. Kitabını en kısa zamanda alacağım inşallah. Ben de bloguma beklerim. Sevgiler ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emineciğim
      Ben de hep öyle kitaplardan şikayetçiyim.Gençlerimizin beyinleri boş kitaplarla dolduruluyor ne yazık.
      Güzel ve içten yorumun içinde tşk ederim.
      Sevgimle

      Sil
  8. Merhaba:)
    Ne güzel aktarmışsınız yüreğinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haticeciğim
      Çok tşk ederim güzel cümlelerin için..
      Sevgimle

      Sil
  9. "Konuştuklarımı değil ama sustuklarımı yazmaktan kendimi alıkoyamadığımı hissettim."
    Ne güzel ifade etmişsiniz. Birikim ve tecrübeler arttıkça, yazılanlar da güzelleşiyor.
    Yazınızı okuyunca sizde de bunu gördüm.
    Kitabınızı alışveriş listeme ekledim. Almayı düşünüyorum.
    Başarılar dilerim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serhat hoş geldin.
      Güzel yorumun için çok teşekkür ederim.
      Sevgiyle kal...

      Sil
  10. Merhaba çok güZel yorumlamissiniz. Kötü bile ise almayanın mutlaka alacağı gelecek şekilde Yüreğinize beyninize sağlık. 😊

    YanıtlaSil
  11. Blog yazarki
    Sayfama hoş geldin.
    Güzel cümlelerin için Tşk ederim
    Sevgiyle

    YanıtlaSil
  12. ne güzel bir bloğun var takibe aldım ben de seni bloğuma bekliyorum..sevgiler..

    YanıtlaSil
  13. Face de kutlamıştım, bir kez daha kutlarım.
    Sevgiler

    YanıtlaSil

Hoşgeldiniz...

© 2011 **LEYL**, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena